SÖĞÜTLÜ’DE KÜLTÜR VE EDEBİYAT
A) Şarkı , Türkü ve Deyişler |
Sarıkamış öyü taş Kırk kızidik kırkımızı tuttular
Eli tedbirli gardaş Kırkımızı kırk odaya koydular
Dağlar kalksın aradan Üstümüze demir kilit vurdular
Kavuşak bacı gardaş
Bulgar'ın içinde nasıl gezeyim
Sarıkamış öyü yemiş Ak kağıt üstünde kara yazıyım
Binbaşılar kara giymiş Edirne içinde müftü kızıyım
Çöl Yemen'de iki gardaş
Biri Mehmet biri Memiş Kırmızı gül demet demet
Kavga değil bir alamet
Sarıkamış öyü yemiş Taburların yessir gitti
Binbaşılar kara giymiş İmdat gönder Sultan Mehmet
Varıp söyleyin Anneme
Acep biz için ne demiş. Kezzabın derede asker sesi var
Gidin bakın çantasında nesi var
Sarıkamış'ta vurdular Bir çift kundurası fino fesi var
Binbaşılar darıldılar Bana bir yol verde gidem kurt gardaş
Darılmayın Binbaşılar
Yarı yardan ayırdılar Kezzabın deresi döndü zindana
Gelin birer birer çıkak meydana
Askerin önünü taştan örerler
O sırma bıyığı kuma gömerler
Ah gelin gelin senin derdin ne derin
Askerdir senin yarin Mevlam size versin günde on koyun
Beşini yiyinde beşini koyun
Askerin yakası nazik Bir beni yemeynen hanginiz doyun
Koluna kıstırmış altın bilezik Ban bir yol göster aşam kurt gardaş.
Öpmeye kıymazdın.sarmaya yazık.
Ah gelin gelin senin derdin ne gelin Sarı çiçeğinen sararan dağlar
Kırmızı gülünen bezenen bağlar
Askerler gelir kolları bağlı Yastık melul,meshul,döşek kan ağlar
Sağ ile sol yanı püsküllü bağlı Hastanın halinden ne anlar sağlar
Kimisi nişanlı kimisi evli
Ah gelin gelin senin derdin ne gelin Yaylaya giderken göçüne vardım
Askerdir senin yarin Üç bölük turnanın içine daldım
Eller de sandıki musallat oldum
Bizim yaylamız meşeli Muratsızım yarı yollarda kaldım
İçinde güller döşeli
Eli top-top menekşeli Yaylaya giderken yolun olayım
Gelin kızlar yaylamıza Açılmış bahçende gülün olayım
Kalkın gidek yaylamıza Sen gelin olanda yarin olayım
Bizim yayla meşeli İşte böyle böyle hal değil gönül
İçinde gül döşeli İster ağla ister gül deli gönül
Ne söyledim ne güldüm Yaylam seni aramışta bulmuşlar
Yardan ayrı düşeli Yedi dağ üstüne bina kurmuşlar
A) Şarkı , Türkü ve Deyişler |
Yayla adı nedendir Yaylam sana hiçmi duman konmamış
Çiçeği kendindendir Konmuş ama mor çiçeğin solmamış
Şarkı , Türkü ve Deyişler
Abu benim sararmam Yarsız yaylaların tadı kalmamış
Hep senin derdindendir Kalk gidelim suna boylum yaylaya
Yaylam seni aramışta bulmuşlar Bülbül ne durursun bahar yaz geldi
Yedi dağ üstüne bina kurmuşlar Bizim ele ördeğinen kaz geldi
Karşıki dağlara kar senmi? Geldin Küçükken sevdiğim benden vazgeçti
Mezarım üstüne yar senmi geldin
Ötme bülbül ötme ben yaralıyam
Yaylam sana hiçmi duman konmamış El alem al giymiş ben karalıyam
Konmuş ama mor çiçeğin solmamış
Yarsız yaylaların tadı kalmamış Bülbülün vatanı bahçeler bağlar
Kalk gidelim suna boylum yaylaya Garibin vatanı gahveler-hanlar
Yarinden ayrılan ah çeker ağlar
Yaylaya giderken göç katar katar
Eşinden ayrılan turnalar öter Ötme bülbül ötme ben yaralıyam
Yarınan gezdiğim kar bana yeter El alem al giymiş ben garalıyam
Yayladan gelirken yolun olayım Bülbül ne durursun bahar yetişti
Açılmış bahçende gülün olayım Kırmızı gül al yanağa tutuştu
Sen gelin olanda yarın olayım Küçükken sevdiğim aklıma düştü
Yayladan gelirken göçleri belli Ötme bülbül ötme ben yaralıyam
Göçün önün çeken bir ince belli El alem al giymiş ben karalıyam
Kızların içinde o yarim belli
Karşıda yanıyor selvinin özü
Ay doğdu çatmalara dayandı Çarığın bağı yar yüzümün tozu
Ben ne dedim yar uykudan uyandı İnanma sevdiğim o düşman sözü
Uyan uykulara kurban olayım
Su değilim akım inem yanına
Yaylaya giderken çadırım yeşil Canm tutmir gargış verem canına
Üç türlü çiçekten bin türlü döşür Niye girdin el kızının kanına
At elin boynumdan kolunu aşır Yarim gözün gurbetlikten açılmış
Sana çirkin diyen dlller dolaşır.
Her sabah her seher gelir geçersin
Ezer kara bağrım kanım içersin
Ne candan seversin ne vazgeçersin
Yarim gözün gurbetlikten açılmış
B) Maniler |
Uzun yollardan geldiler
Mendili ağzıma koydular
Yüce dağdan aşırdılar
Söğütlüye getirdiler Taş çekmeden gelmiş idim
Yatakları sermiş idim
Dört gün muhtargilde durdum Efendimin öleceğini
Salih ben sana vuruldım Dört gün önce duymuş idim
Gülüm ben seni tutardım
Efendimin öldüğün duydum Mezarımı derin edin
Sular sepin serin edin
Sandık sandık mushafları Bu dünyada gülemedim
Kucak kucak kitapları O dünyada serin edin
İlvan ilvan toplanıyor
Efendimin ahbapları Ninni
Ardahandan göç eyledik Deveyi Deveye çattık
Fındık kırdık iç eyledik Yuları boynuna attık
Dokuz aylık emeklerim Bir gece yavrusuz yattık
Yavru yoluna harceyledik Nenni bebek nenni nenni
Odasında yanar mangal kömürü İstanbul' giden olsa giderim
Mevlam yara versin uzun ömürü Gider yara kahvecilik ederim
Vefasız duvara çalma çamuru Eğer beni kahvesine koymazsa
Yağar yağmur emeklerin zay olur Ahırında atın tımar ederim
Çıkabilsem şu dağların başına İstanbul yolları cızıdır cızı
Hasretim var toprağına taşına Yüreğime koydun bir ince sızı
Hele şu feleğin bana işine
Ağu katmış ekmeğime aşıma İstanbul yolları haramdır haram
Yüreğime koydun dert ile verem
Aşağıdan gelir aldıramadım Sizde yokmuydu bir divit kalem
Gerdanı gerdan sardıramadım Yaza yollayaydın bir kuru kelam
Bir elinde divit birinde kalem
O yarın aklını çeldiremedim Ayın koltuğunda bir yüce yıldız
Yanında bir gelin koynunda bir kız
Oynar oynar şalı döner belinden
İğdenin dalları yerdedir yerde Ben korkarım ayrılıktan ölümden.
O yarın kekülü yüzüne perde
Yüce dağ başında bir top arılık
Sarardı gül benzin düştü sarılık
Aşağıdan gelir al-yeşil bayrak Sen orada ben burada kaluruk
Kız sen kimin yarisin her yanın oynak İster ölüm olsun ister ayrılık
Bir yanın bal tutmuş bir yanın kaymak
Verim altın tarak saçların tara Yüce dağ başına çıktım oturdum
Yanlarımda lale sünbül bitirdim
Karşıdan karşıya attım postumu Ben bir top zülüflü gelin yitirdim
Anca bildim ahbabımı dostumu İster ölüm olsun ister ayrılık
Eğer ben o yardan önce ölürsem
Açık koyun mezarımın üstünü
B) Maniler |
Keseyi vurunda beynimi dökün
Zalim felek kötü yazmış yazımı
Çayır tarla derler kar var duman yok Arabayı koştum ağhbun çekerim
Çini kızda da din var iman yok Çeker çeker çiçekliğe dökerim
Ah güzele bak güzele Ne enişin dibindeyim
İnci mercan tak güzele Ne yokuşun başındayım
Emeklerin boşa gitmez Bana dulluk yakışmaz
Sat malını ver güzele Daha onbeş yaşındayım
Gidersen gelemem mi?
Dağları delemem mi?
Yrim yar ise gelir Karşı karşı hanımız
Aklı var ise gelir Karşıda harmanımız
Yarini el alıyor Sen ordan gel ben burdan
Adam ise o alır Çatlasın düşmanımız
Güleydim ağlamazdım Gitme yar yazık sana
Akarken çağlamazdım Bal koydum azık sana
Bileydim ayrılık var Sen ölme ben öleyim
Sana bel bağlamazdım Yiğitsin yazık sana
Dert bende pare bende Ay doğar aşmak ister
İyi olmaz yare bende Ala göz yaşmak ister
Ötüşen kuşlar gibi Bu benim cahil gönlüm
Kalmışam arekende Yara kavuşmak ister
Değirmen üç dolanır Ay doğdu mu? Doğdu mu?
Suyu sarhoş dolanır Yıldız tamam oldu mu?
Yarin aldığı kuşak Aldız yari elimden
Belime beş dolanır Taburlariz doldu mu?
Değirmenin bendi yar Feleği bulduraydım
Ne dedim de döndü yar Derdimi bildireydim
Varsın dönerse dönsün Bileydim yazım gara
Bende derim öldü yar Kalemi kırdıraydım
B) Maniler |
Ben ölürüm çiçekten Kahve piştiği yerde
Yüzüm örtün neçekten Bişip taştığı yerde
Eller ağlar yalandan Güzel çirkin aramam
Ben ağlarım gerçekten Gönül düştüğü yerde
Çitinin ucuyunan Mahpustayım mahpusta
Vuruldum acıyınan Beni burdan alsınlar
Yazda bir mektup yolla Ayşe ile Fadime
Dilinin ucuyunan Günlerimi saysınlar
Zülüf kestim darama Mahpushane çeşmesi
Dağlar aştım arama Yandan akıyor yandan
Yazda bir mektup yolla Askerlik bir şey değil
Merhem edem yarama Ayrılık var her yandan
Karşıdan hayladılar Karanfilsin tarçınsın
Gam yükü tayladılar Göyde gök güvercinsin
Daha ben neyidim ki Ne büyüksün ne küçük
Başımı bağladılar Ancak benim harcımsın
Karşıdan gel göreyim Karanfil olacaksın
Cebin ağzın öreyim Sararıp solacaksın
Sen ordan gel ben burdan Ben müftüye danıştım
Yar olduğun bileyim Sen benim olacaksın
Karşı karşı hanımız Şu dağın oylumuna
Karşıda harmanımız Kuş konar yaylımına
Sen ordan gel ben burdan Gel gardaş görüşelim
Çatlasın düşmanımız Geldik yol ayrımına
Sür harmanın yüz olsun İp büktüm kelep ettim
Dara zülfün düz olsun Şam yolun Halep ettim
Doksan dokuz yarem var Bir vefasız yar için
Bunuda koy yüz olsun Ömrümü telef ettim
Kapılar kanat kanat Sularda balık çoktur
Ben söylide sen anlat Kum yemiş karnı toktur
Yedi tane yavruyu Burda bir garip ölmüş
Kime verdin emanet Yanında kimse yotur
Göyer bostanım göyer Deryada balık çoktur
Su gelir bendi döğer Kum yemiş karnı toktur
Bu yere garip düştüm Anası olmayanın
Her gelen beni döver Babası evi yotur
Sesledim sesten oldum İndim dere ırmağa
Göyerdim bostan oldum Zeytin dalı kırmağa
Bir vefasız yar için Geldim seni almağa
Temelli dostan oldum Başladım ağlamağa
B) Maniler |
Su gelir merdin merdin Abuyana aşağı
Su değil benim derdim Ben inemem inemem
Sular mürekkep olsa Küçüceksin sevdiğim
Yazamaz benim derdim Sözüne güvenemem
Al elma dört olsaydı Çayıra attım postu
Dördüde mert olsaydı Bu gelen kimin dostu
Benim sevdiğim oğlan Gören maşallah desin
Sözüne mert olsaydı Kimin var böyle dostu
Al elma kızıl elma Çayır biçtim az kaldı
Çık yola dizil elma Yanlarında saz kaldı
Yar kapıdan geçende Ağlama ela gözlüm
Cebine süzül elma Kavuşmaya az kaldı
Al elmanın dördünü Mektup yazdım bilesin
Sev yiğidin merdini Okuyanda gülesin
Seversen güzel sev Bu mektubun aynını
Çekme çirkin derdini Okuyada gelesin
Al elma soyulurmu Al elma alar bene
Dadına doyulurmu Yarim ne bakar bene
Güzel seven yiğidin Ettiğinden sen utan
Kolları yorulurmu Yar bulunmaz mı bene
Kaşı kara gözlerin Maniden mestim oğlan
Başa bela sözlerin Küçükken dostum oğlan
Çok adamlar oynatır Çek ellerin koynumdan
O karalı gözlerin Ben sana küstüm oğlan
Kaş kara kirpik kara Oğlan oylumlu oğlan
Otur kekülün dara Sürü koyunlu oğlan
Nişanlın kurban olsun Ben sana gelirmiyim
Siyah perçemli yara Culluk boyunlu oğlan
A buyana aşağı Ay bacada bir çadak
Vurun arabaları Yari kime çağırdak
Yarim sana uymuyor Biz çağırsak ayıptır
Asker urubaları Hizmetkara çağırdak
Karşı dağın geveni Giden ay tutulur mu
Geven sarmış geveni Bala tuz katılır mı
Paşadan emir gelmiş Bu geceler uzunu
Seven alsın seveni Yalınız yatılırmı
Merdivenim kırk ayak Peştemalim sandıkta
Kırkına verdim dayak Kalmışım karanlıkta
Dediler yarin gelir Versinler sevdiğimi
Seyirttim yalın ayak Yatarım samanlıkta
B) Maniler |
Merdivenim basamak Ağlama yar ağlama
Yukarı çıkmak yasak Kara yazma bağlama
Paşadan emir gelmiş Ben buralı değilim
Kızlara koca yasak Sen bana bel bağlama
Derelerin uzunu Cebimin ağzı dardır
Kıramadım buzunu Cebimde neler vardır
Aldım çerkez kızını Sabıreyle sevdiğim
Çekemedim nazını Sabırda neler vardır
Altını para düzdüm Cebimin ağzı haşhaş
Umudu yardan üzdüm Ağzı Kuran'lı gardaş
Umut yardan üzülmez Dağlar kalksın aradan
Elin dilinden bezdim Kavuşak bacı gardaş
Altını para deyin Yeri hilalim yeri
Gidin o yara deyin Başı belalım yeri
Yar durmaz beni sorar Kızıken alamadım
Ak günü kara deyin Duluken alim yeri
Altındır alay değil Kara kara kazanlar
Gümüştür kalay değil Kara yazı yazanlar
O yarim beni sorar Muradını almasın
Ak günüm kara değil Aramızı bozanlar
Suya desti daldırdım Şu derenin armudu
Doldu diye kaldırdım Anam babam varmıydı
Canım ciğerim kanber Anam babam olsaydı
Bileziğim çaldırdım Beni burda kormuydu
Ak koyun kuzuludur Terledim koltuğumdan
Yüreğim sızılıdır Gömleksiz olduğumdan
Bileziğin üstünde Kızlar beni beğenmez
Adım arzu yazılıdır Ben yarsiz olduğumdan
Bu sular üste gider Aya elvele düştü
Dolanır dosta gider Güne velvele düştü
Bu nasıl viran idi Öldüğüme gam yemem
Sağ gelen hasta gider Yar elden ele düştü
Kayığımın seleni Hey adı ben adı ben
Tanımadım geleni Bostanların badı ben
Sizde nere koyarlar Kavun karpuz yetişmiş
Sevdalıktan öleni İçlerinde yadı ben
Söğütlü Beldesi geniş bir dere, İçinden bir küçük şirin çay akar..
Dört bir etrafı dağlık ve mera, Camiden çıkanlar o çaya bakar.
Allah güzelliği hep sana vere, Suları coşunca yazıyı yıkar.
Benim güzel,tatlı ve şirin Beldem. Benim güzel,tatlı ve şirin Beldem.
Düzlerden inince büyük çay akar. Ne kadar övsemde yinede azdır.
Kuyu taşı üstten o çaya bakar. Her baharın sonu mutlaka güzdür
Hele bir coşsun bak bentleri yıkar Kırandan aşınca mihrablar düzdür.
Benim güzel,tatlı ve şirin Beldem. Benim güzel,tatlı ve şirin Beldem.
Kararlıyım seni koruyacağım.
İyi ve kötüyü ayıracağım.
Sesini Dünyaya duyuracağım
Benim güzel,tatlı ve şirin Beldem. Aşık Kul Yaşar (Arslan)
Çilçil’den inince büyük çimenlik, Yılda bir kez sana gelinir.
Her sene yapılır sende toy,şenlik, Kim ne arar ise sende bulunur.
Yapılan eğlence yazık ki günlük. Davullar zurnalar sende çalınır.
Manzaran hoş olur koşoluk senin. Efkarın tat olur koşoluk senin.
Bağrında ateş,odlar yakılır, Sevenlerin sana akın ediyor.
Hemen arkasından horan tepilir, Çobanın yamaçta koyun güdüyor,
Çimen yeşiline kilim serilir. İhtiyacı olan odun buduyor.
Suların soğuktur koşoluk senin. Nefesin İlaçtır koşoluk senin.
Dağa yaslanmışsın yaşın akıyor, Bağrında binbir çiçekler açar
Çoçuklar oynayıp çama çıkıyor, Çepçevre yaylaya kokular saçar
Gözlerin hasretle yola bakıyor. Kokuyu alanlar kendinden geçer,
Sabahın ferahtır koşoluk senin. Mekanımsın her dem koşoluk benim.
Tependen,sis ve dumanlar çıkar, Yolların dikdir,dereler akar,
Duruşun güzeldir,ilac’a bakar Sellerin coşkundur,bentleri yıkar,
Her iki yanından dereler akar, Çimeninde gezen gelin ve kızlar,
Süzüşün güzeldir,Çiğdemli senin. Hüzün kapar senden Çiğdemli senin.
Bağrından yol geçti,ikiye böldü.
O yoldan gidenler hep sana güldü.
Senin kıymetini İlaç’lı bildi.
Konuşun güzeldir,çiğdemli senin. Aşık Kul Yaşar (Arslan)
KAYNAK Selahattin TÜRKEL